Error: undefined is not a constructor (evaluating 't.fotoGenislikim.includes("%")') https://service-cms.istanbulc.edu.tr/api/webclient/js?site=17CA31B587224B7EBFD67173B30029F2:1:1738 invoke@https://hastanecerrahpasa.istanbulc.edu.tr/js/vendor-a003fac506.min.js:20619:24 $controllerInit@https://hastanecerrahpasa.istanbulc.edu.tr/js/vendor-a003fac506.min.js:26021:40 nodeLinkFn@https://hastanecerrahpasa.istanbulc.edu.tr/js/vendor-a003fac506.min.js:24959:44 compositeLinkFn@https://hastanecerrahpasa.istanbulc.edu.tr/js/vendor-a003fac506.min.js:24327:23 publicLinkFn@https://hastanecerrahpasa.istanbulc.edu.tr/js/vendor-a003fac506.min.js:24207:45 https://hastanecerrahpasa.istanbulc.edu.tr/js/disabled-app-b74bf00075.min.js:1:30039 processQueue@https://hastanecerrahpasa.istanbulc.edu.tr/js/vendor-a003fac506.min.js:31751:30 https://hastanecerrahpasa.istanbulc.edu.tr/js/vendor-a003fac506.min.js:31767:39 $eval@https://hastanecerrahpasa.istanbulc.edu.tr/js/vendor-a003fac506.min.js:33019:28 $digest@https://hastanecerrahpasa.istanbulc.edu.tr/js/vendor-a003fac506.min.js:32835:36 $apply@https://hastanecerrahpasa.istanbulc.edu.tr/js/vendor-a003fac506.min.js:33127:31 done@https://hastanecerrahpasa.istanbulc.edu.tr/js/vendor-a003fac506.min.js:27448:53 completeRequest@https://hastanecerrahpasa.istanbulc.edu.tr/js/vendor-a003fac506.min.js:27646:15 requestLoaded@https://hastanecerrahpasa.istanbulc.edu.tr/js/vendor-a003fac506.min.js:27587:24 undefined https://hastanecerrahpasa.istanbulc.edu.tr/js/vendor-a003fac506.min.js:29418 İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa | Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi

Meme Kanserinde Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor

1-31 Ekim, Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı olunca İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Mehmet Velidedeoğlu ile bir araya gelip, meme kanseri ile ilgili tüm bilinmesi gerekenleri ve erken tanının önemini konuştuk.



Meme kanseri nedir?

Süt bezi ya da süt kanallarını döşeyen hücrelerden gelişen tümörlerdir. Meme dokusunu oluşturan hücrelerin normal bir şekilde çoğalmaları vücudumuzdaki bir takım genler tarafından kontrol edilir. Bu genlerin radyasyon, diyet, çevresel faktörlerden etkilenmesiyle meme dokusunu oluşturan hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalması meme kanseri gelişimine yol açabilir. 


Meme kanseri belirtileri nelerdir?

Memede ele gelen yumru ve şişlik, koltukaltında ele gelen sertlik veya kitle şeklinde belirti verir. Ancak el ya da kolda bir enfeksiyon, ya da travma da aynı taraf koltukaltında lenf bezlerinin büyüyüp ele gelmesine yol açabilir. Meme kanseri bazen kendini memede herhangi bir kitle hissedilmeden koltukaltı lenf bezlerinin tutulmasına bağlı sertlik şişlik olarak gösterebilir. O yüzden koltukaltında ele gelen iri sert geçmeyen kitlelerde hekime gecikmeden başvurulmalıdır. Meme başından akıntı olması ( özellikle tek memeden, tek kanaldan, sıkma ya da masaj yapmadan kendiliğinden gelen kanlı meme başı akıntısı) oldukça anlamlıdır .Provakasyonla seröz, sarı, yeşilimsi akıntı gelmesi ya da emzirmeyen annede süt gelmesi sağlıklı kadınlarda da hayatının bir döneminde görülebilir. Memede hormonal ve fibrokistik değişiklikler, süt kanallarında genişlemeler, kanal içi papillom gibi kanser dışı nedenler bu durumlara sebep olabilir. Meme başında çökme (özellikle tek meme başının sonradan çökmesi), çekinti, dermatite benzer yaralar, soyulmalar, kabuklanma, şekil bozukluğu, meme derisinde renk değişikliği, kızarıklık, ısı artışı, portakal kabuğu görünümü, ödem, ciltte kalınlaşma, şişlik, yara, cildin içe çökmesi, çekinti oluşması görülen belirtilerdir. Normalde bir meme diğerinden büyük olabilir, bu normal bir bulgudur. Ancak bir memede diğerine göre yeni gelişen bir asimetri oluşması, şeklinin bozulması, küçülmesi, kanser gelişimi açısından irdelenmesi gereken bir durumdur. Gebeler ve emziren annelerin çok dikkatli olması gerekiyor. Gebelik sırasında hormonal değişikliklere bağlı olarak meme yapısında bir takım değişiklikler oluyor. Memedeki kanser kitlesi bazen bu fizyolojik değişiklikler olarak yorumlanarak hem hasta hem hekimi yanıltarak tanıda gecikmeye yol açabiliyor. Yine emziren annelerde mastit denilen meme iltihabı sık rastlanmakla birlikte, enflamatuar meme kanseri tipi, mastitle karışarak tanıda gecikmelere yol açabilmekte. Bu açıdan da hasta ve takip eden doktoru uyanık olmalıdır.

Meme kanseri genetik midir?

Kalıtsal ya da ailevi meme kanseri sendromları %5-10'a tekabül etmektedir. BRCA1 ve 2 tümör baskılayıcı genlerde meydana gelen mutasyonlar, kalıtsal meme ve over kanseri sendromuna yol açmaktadır. Sporadik meme kanseri %70 civarı görülmekte, ailesel meme kanseri %20-30, herediter kalıtsal meme kanseri ise %5-10 arası görülmektedir. BRCA1 mutasyonu taşıyıcısı kadınlarda yaşam boyu meme kanseri riski %85, yumurtalık kanseri riski %40 olarak bildirilmiştir. BRCA2 mutasyonu varsa bu oranlar biraz daha düşüktür. 50 yaşından daha genç meme kanserine yakalanmış 1. derece akraba varsa, hastanın kendisinde veya 1. ya da 2. derece akrabasında herhangi bir yaşta yumurtalık kanseri varsa kalıtsal riskler ortaya çıkabilir. Aynı zamanda aynı kişide hem meme hem yumurtalık kanseri varsa, hastada ya da akrabasında iki taraflı meme kanseri varsa, akrabasın da herhangi yaşta gelişmiş erkek meme kanseri varsa yine meme kanseri için kalıtsal risk düşünülür. Bu hastalarda genetik test yaptırılabilir. Etkilenmiş bireye önce BRCA1 ve 2 için testler yapılır, eğer bir mutasyon saptanırsa, diğer bireyler o spesifik mutasyon için test edilirler.

Meme kanseri risk faktörleri nelerdir?

Kadın olmak yani cinsiyet başlı başına bir risk faktörüdür. Nadiren erkekte de meme kanseri görülse de bu oran %1 civarındadır. Yaş arttıkça risk artar. 35 yaş altında rastlanma sıklığı daha az olmakla birlikte, maalesef son yıllarda 20 hatta 19 yaşlarında meme kanseri tanısı koyduğumuz hastalarımız olmakta. Hasta için aile öyküsü önemli bir risk oluşturmaktadır. Özellikle anne, kız kardeş, gibi 1. derece akrabalarda meme kanseri görülmesi ailenin geri kalan kadın bireylerinde de riski artırmaktadır. Östrojen hormonunun etkisine uzun süre maruz kalma meme kanseri riskini artırdığı için erken menarş ( ilk âdetini erken görme), geç menopoza girme, hiç doğum yapmama, ya da ilk canlı doğumu ileri yaşlarda yapma meme kanseri gelişme riskini artırmaktadır. Bunların dışında doğum kontrol hapı, hormon replasman tedavisi de riski artırmaktadır. Memeden herhangi bir nedenle biyopsi alındığında ADH (atipik duktal hiperplazi), ALH (atipik lobuler hiperplazi) ya da LKIS (Lobüler karsinoma insitu) saptanması da riski artırmaktadır. Daha önceden meme kanseri tanısı almış hasta diğer memede kanser gelişmesi açısından normal populasyona göre daha fazla risk altında olmasıyla birlikte radyasyona maruz kalmakta önemli bir risk faktörüdür. Hodgkin lenfoma nedeniyle radyoterapi almış hastalar aynı yaştaki kadınlara kıyasla 75 kat daha fazla risk taşımaktadır. Alkol ve uzun süre fast-food tarzı liften fakir, yüksek yağ içeriğine sahip ve katkı içerikli hazır beslenme tarzı ve beraberinde yol açacağı obezite, özellikle postmenopozal dönemde kanser gelişimi açısından risk oluşturmaktadır. Kalıtsal meme kanseri genleri olarak bilinen BRCA1 ve 2 de mutasyon anomalileri de yüksek oranda risk oluşturmaktadır.

Meme kanseri tanı yöntemleri nelerdir?

Yukarıda ayrıntılı olarak bahsettiğim kendi kendine muayene, klinik muayene, görüntüleme yöntemleri ve biyopsi (ince iğne aspirasyon biyopsisi, kalın iğne biyopsisi, vakum biyopsi, eksizyonel biyopsi) 40 yaşından sonra tarama mamografisi ve meme ultrasonu en sık yapılan tetkiklerdir. Özellikle genç hastalarda memede kitle araştırılmasında ilk yapılan tetkik meme ultrasonudur. Şüpheli mamografik bulguları aydınlatmada, kistik ve solid kitleleri değerlendirmede yararlıdır. Genç hastalarda yoğun meme dokusu olduğu için mamografinin görüntüleme kalitesi düşük olur. Daha ileri değerlendirmeye ihtiyaç duyulan vakalarda meme MR diğer bir tanı yöntemidir. Yüksek riskli hastaların taranmasında, mutasyon taşıyıcısı olan genç hastaların takibinde, meme kanseri tanısı konulmuş genç hastaların diğer memesinin taranmasında, ek odağın saptanmasında ve neoadjuvan tedavi denilen ameliyat öncesi kemoterapi almasına karar verilen hastaların kemoterapi sonrası kitlenin değerlendirilmesinde MR tercih edilmektedir. Özellikle ileri evre vakalarda da PET tarama ile vücudun diğer bölgelerine tümörün sıçrayıp sıçramadığı araştırmaktayız. Görüntülemelerde şüpheli kitle saptandığında tanı koymak için farklı biyopsi teknikleri mevcuttur. Memedeki kitle için kalın iğne biyopsisi, koltukaltı lenf bezleri için ince iğne biyopsisi, yine memedeki kitle için vakum biyopsi, eksizyonel biyopsi denilen şüpheli kitlenin kendisinin elle hissedilerek çıkarılması ya da ele gelmeyen şüpheli kitlelerin ultrason rehberliğinde de telle ya da radyoaktif madde ile işaretlenerek çıkartılması işlemi yapılmaktadır. Kanlı meme başı akıntısı kanser belirtisi olabileceği için bunu dışlamak için meme kanallarından kontrast madde verilerek mamografi çekilmesi işlemine duktografi denir. Diğer bir tanı yöntemi olarak da kanalların endoskopik olarak görüntülenmesini sağlayan duktoskopi tanı yöntemleri arasında sayılmaktadır.

Meme kanseri tedavi yöntemleri nelerdir?

Hastalığın evresine göre tedavi şekli değişiyor. Ameliyat, kemoterapi, radyoterapi, hormon tedavisi ve biyolojik terapi, tedavi yöntemleri arasında sayılabilir. Erken evre meme kanserinde cerrahi ön planda olmaktadır. Mümkünse meme korunarak etrafında sağlıklı doku olacak şekilde tümöral kitle çıkarılır ya da tüm meme alınır. Bazı hastalarda da meme cildi ya da cilt ile birlikte meme başı yerinde bırakılarak içi boşaltılır, burası silikon protezlerle ya da hastanın karnından ya da sırtından alınan doku greftleriyle doldurulur. Koltukaltı lenf bezleri ise tümör buraya sıçramışsa temizlenir, ya da tümörün yayılıp yayılmadığını anlamak için özel yöntemlerle işaretli lenf bezleri örnekleme için çıkarılarak patolojik inceleme yapılır. Ameliyat sonrası meme korunmuşsa ışın tedavisi, reseptör durumuna göre de hormon tedavisi ya da kemoterapi, adjuvan tedavi olarak verilmektedir. Lokal ileri evrede cerrahi öncesi denilen neoadjuvan ilaç tedavileri söz konusudur. Bu tedavi ile memedeki kitlenin çapı küçültülerek meme koruyucu cerrahiye uygun hale getirilebiliyor, ya da çok büyük kitlelerde mastektomi daha güvenli yapılır hale geliyor. Yine koltukaltı lenf bezleri de kemoterapi sonrası tekrar değerlendirilerek tam yanıt alınan vakalarda tüm koltukaltı lenf bezlerinin temizlenmesi yerine sadece örneklenme yapılması, gerekirse koltukaltı lenf diseksiyonu yapılmalıdır. Böylece bazı hastalar lenf diseksiyonu sonrası gelişebilecek kol ödemi ve hareket kısıtlılığı gibi istenmeyen kötü sonuçlara maruz kalma riskinden kurtuluyor. Metastatik hastalık dediğimiz vücudun uzak bölgelerine yayılmış ileri evre hastalıkta ise medikal onkolojik ilaç tedavisi yapılmakta. Kemik gibi izole metastazlarda daha ön planda olmak üzere ilaç tedavisi ile bu uzak metastazlara tam yanıt alındığında bir süre takiplerde progresyon görülmez ise bu hastaların bir kısmı cerrahiye aday olabilmekte.

Meme kanserinde erken tanının önemi nedir?
Meme kanserinin erken tanı aldığında tamamen tedavi edilebilme şansı çok yüksektir. Ameliyat ile iyileşme şansı sağlar. Yapılacak ameliyatların büyüklüğünü etkiler, erken tanı konulduğunda büyük olasılıkla memenin tamamının alınmasına gerek kalmaz, memeyi koruyucu ameliyat şansı artar. Koltukaltı lenf bezlerinin alınmasının önüne geçilebilir. En önemlisi, erken teşhis ölüm riskini azaltır.

Meme kanserinden korunma yolları nelerdir?
Kendi kendine muayene çok önemlidir. Ailesinde özellikle 1. derece akrabasında meme kanseri olması, o bireyde normal popülasyona göre daha fazla meme kanserine yakalanma riski oluşturduğu için, bu kişiler daha erken yaşlarda muayene ve radyolojik görüntüleme anlamında doktor kontrolü altına girilmelidir. Genel popülasyonda ise 20'li yaşların başından itibaren her kadın ayna karşısına geçerek kendi kendine muayene yapmaya başlamalıdır. Bu şekilde kişi kendi normal memesinin anatomisini tanıyarak, ileri zamanlarda olağan dışı bir değişiklik olduğunda bunu erkenden fark ederek doktora başvurabilir. Kendi kendine muayene ayna karşısında ayakta yapılmalıdır. Kollar yana sarkıtıldığında memede bir düzensizlik, deride içe çekilme, meme başının sağa sola kayması, ciltte kızarıklık, renk değişikliği, portakal kabuğu gibi gözükmesi, yara, şişlik ortaya çıkması izlenebilir. Kollar yukarı doğru kaldırıldığında memede bir şekil değişikliği, çökme, asimetri var mı dikkat edilmelidir. Sonra sağ meme için sağ el baş arkasına getirilerek sol el parmaklarıyla, sol meme için de tam tersi sol el baş arkasına getirilerek sağ el parmaklarıyla meme başından başlayarak dairesel hareketlerle tüm meme kadranları çepeçevre kontrol edilmelidir. Bu esnada ele gelen bir sertlik, yumuşak şişlik, ağrı, meme başından akıntı kontrol edilir. Koltukaltı muayenesi de atlanmamalı, diğer elle karşı taraf koltukaltı da nazik bir şekilde bastırılarak hissedilmelidir. 30 yaşından sonra hiç bir şikâyet ya da ailesel yatkınlığı olmasa dahi yılda 1 kez doktor tarafından görülüp muayene edinilmelidir. Tarama programları erken tanıda çok önemli rol almaktadır. 40 yaşından itibaren her sağlıklı kadın yılda bir kez tarama mamografisi çektirmeye başlayabilir. Bazı merkezlerde 40 yaşında ilk mamografi çekildikten sonra 50 yaşına kadar 2 yılda bir, 50 yaşından sonra yılda bir gibi yaklaşımlar olabilmekte. Tarama yaşı Amerika ve Avrupa ülkelerinde farklılık göstermekle birlikte, erken tanı konulduğunda mükemmel sonuçlar alınan bir kanser olduğu için ülkemizde 40 yaşından sonra taramaya başlanılması yaygın bir uygulamadır. Meme kanserinden korunma açısından sosyal hayatta bazı hususlara dikkat edilebilir. Düzenli egzersiz, fiziksel aktivite, alkolden uzak durma, obeziteye yol açabilecek fast-food tarzı yağ bakımından zengin, liften fakir katkı maddeli gıdalar merkezli beslenme alışkanlığından uzak durmak gerekir.

Röportaj: Ceylan ÇAKMAK